• Almanya

    Berlin: Avrupa’nın Elit İstanbul’u (Bir de bonus:Potsdam)

    Berlin, benim için ikinci ev gibi. Bir kere şehirde ciddi bir Türk nüfusu var, şehir asla küçük değil ama kalabalık yok, düzenli, temiz, insanı enfes, özel bir tarihi birikime sahip. Herkesin mutlaka yaşaması gereken farklı bir kültürü var. Diğer Avrupa şehirleri gibi birbirini tekrarlamıyor, farklı bir tecrübe. Neden mi? Anlatacağım. Öncelikle, en önemli konu.  Ne zaman gitmeli? Berlin’de yazlar serin, Ekim-Nisan arası az serin, kış ayları aşırı soğuk. Bakın, soğuktan kastım kutuplarda daha az üşümüştüm, öyle diyeyim. Yani aslında 9 ay kış gibi bir şey. Biz niye Ocak’ta gittik? Bunu bindiğimiz her taksi şoförü de merak etti ve sordu. Burada akrabanız mı var? Hayır. Niye geldiniz o zaman bu soğukta? Çünkü…

  • Almanya

    Romantik Yol Masalı: Heidi’nin Kırları

    Şimdi diyeceksiniz ki çocukluğumuzun romanı Heidi İsviçre’de geçiyor. Evet, haklısınız, ama Almanya’nın güneyinde “Romantische Strasse” adlı bir rota var ki insana kendini Heidi gibi hissettiriyor. Hani aslında toplumsal bir drama parmak basmak için ortaya çıkmış, çocukluğumuzun ünlü çizgi filmi. Dedesi tavada peynir kızartan, dağın eteklerinden eve koşturan Heidi.  İşte Bavyera’nın bu müstesna rotası, masalsı ortamı, şatoları, bu bölgeye ait mimarisiyle ünlü evleriyle harika bir seyahat rotası. Kalabalıklardan uzak, yeşille iç içe, mis kokulu havasıyla hayattan uzaklaştığınız, kendinizle baş başa kaldığınız bir tatil… Öyleyse başlayalım. Nedense Türklerde Almanya ile ilgili bir önyargı vardır, Almanya’ya tatile gidilmez. Bu saçma görüş, son yıllarda Berlin’in gençler arasında popülerliğinin artmasıyla biraz kırıldı. Berlin’e gidince gördük…